install
  1. Bahadıramın, soğan kokulu ağrım…

    Ziad Rajab - Shabechi Yerushalaim ( Nicos - Mediterraneo 2003 )

    Tags

  2. Hakan Elbaşı - Hamamda ilk Gözyaşları (Can Atilla - Cariyeler ve Geceler 2005)

    Tags

  3. to you… on the road to hajj…

    Lior Blindermann - Aghapitikos tis Voskopoulas ( Maliétès - #2 - 2009)

    Tags

  4. Bilen Işıktaş - Uşşak Taksim (Ali Nişadır - Youtube)

    Tags

  5. Riyad Al Sunbati - Taqseem Oud 1 (Taqaseem Oud - ?)

    Tags

  6. Udun Dokunuşu

         “Udun dokunduğu atlaslar, dokuduğunda yeryüzünü, dünya daha güzel olacak” der şair. Eğer sanat müziğinden hoşlanmıyor ve udla ilgili kulağınıza yalnızca Saba makamında ‘ağır’ bir taksim ilişiyorsa, şairin dediği, diğer kulağınızdan çıkmış olabilir. Bugün ‘dünya müziği’ olarak adlandırılan ‘tarz’ın temel enstrümanlarından biri haline gelen ud, bir Türk veya Arabın elinde ses bulduğunda merakınızı da celbetmiyor olabilir. Ancak çoğumuz için ‘Doğu’ya ait bir enstrüman olarak gördüğümüz udu, bugün bir İngiliz veya Leh halk şarkısında bile duyabilirsiniz artık.

         Peki farklı kültürlerden insanların, uda yönelik artan ilgilisinin sebepleri neler ? Yoksa ‘Batı’nın ‘ud ilgisi’ kendi kendimize anlattığımız hikayelerden biri mi? Gitarın müzikteki evrensel duruşunu ve birleştirici gücünü biliyoruz, peki udun böyle büyük bir rolü olabilir mi? Konuyu dünya müziğine udlarıyla önemli katkılarda bulunan genç udilerle tartıştık. Udu, L’Hijâz’Car grubundan Gregory Dargent (Fransa); Polonya Halk Şarkıları icra eden Mosaic grubundan Mateusz Szemraj (Polonya); The Urban Folk Quartet’ten Frank Moon; Attab Haddad Quintet’den Attab Haddad (İngiltere); Ottowa Türk Müziği Korosu, Minor Empire ve DuoTurco‘dan İsmail Hakkı Fencioğlu (Kanada); ihtişamlı doğaçlama çalışmları olan Elias Nardi (İtalya) ve 3Dem grubundan ve İtü Devlet Konservatuarı Öğretim Üyesi Bilen Işıktaş (Türkiye) ile konuştuk.

         Her şey, hepsi için istisnasız bir şekilde aşkla başlamış. Elias Nardi kontrbas çalarken uda meftun oluyor, Bilen Işıktaş bağlama çalmak isterken uda dokunmuş ve ‘udun gönlüne mani olmasın’ diye başka bir enstrümana da yanaşmamış. Gregory Dargent, Mateusz Szemraj ve Frank Moon’un temel enstrümanları gitarken, ud için ‘bu gidişle temel enstrümanım ud olacak gibi’ diyorlar. Attab Haddad ise Irak asıllı bir İngiliz. Udun geleneksel bağlamının dışına taşan sesini duyarak, dünya müziği yapmaya başlıyor. İsmail Hakkı Fencioğlu için ise ud çocukluk yıllarının sesi ve her zaman tılsımlı.

         Birçoğu makam bilgisi ve ilgisinden uzak bir şekilde ud çalıyor. Ancak udu makamsız düşünmek mümkün mü? Hepsi udun, makam olmadan da bir icra gücünün olduğunda hemfikir, özellikle her türlü icra ve sesi kendi dokusunda birleştiren, dünya müziği söz konusu olduğunda. Ancak Bilen Işıktaş ‘makamsız bir ud müziğinden bahsedilebilir’ diyor ama bunun ‘udun müziği’ olup olamayacağı konusunda emin değil. İsmail Hakkı Fencioğlu ise ‘makamsız yaratımlar, kendi makamlarını gayet yaratmış olabilir’ diyor. Mateusz Szemraj ise ud için, kültürel olarak bir icracıya ne kadar uzak olursa olsun, uzun geçmişindeki kültürel arkaplanın mutlaka içselleştirilmesi gerektiğini düşünüyor. Attab Haddad udu çok amaçlı bir enstrüman olarak gördüğünden makam meselesini hiç sorun etmiyor.

         Farklı kültürler ve coğrafyalardan insanların uda yönelik ilgilisini neye bağladıkları sorunu en önemli noktamız. Dünya müziğinin; hem müzisyenlerin hem de dinleyicilerin farklılık ve zenginlik aradığı fikri konusunda genel bir kabul var. Çağımızın, akıl almaz genişlikteki iletişim ağının yardımıyla bu arayış kısa zamanda kavuşmaya dönebiliyor. Kanada’da yaşayan Fencioğlu farklı kültürlerin uda olan yoğun ilgisinde, Araplardan iyi müzisyenlerin yetişmiş olmasının, dünyaya açılmalarının ve özellikle uyguladıkları pazarlama stratejilerinin önemine vurgu yapıyor. ‘Hocalarımızdan hep tevazu öğrendik, bugün görüyorum ki kültür ekonomisi ve pazarlaması da öğrenmeliydik ve öğrenmeliyiz’ diyor. Işıktaş, farklılık arayışının yanında ‘Doğu’yu daha yakından tanıma isteğine parmak basıyor. Szemraj Polonya’da özellikle gitar çalanların, uda karşı olan ilgisini, müzikte zenginlik arayışı olarak algılıyor. Nardi, udun özgür ve geniş bir ses dünyası olduğundan ve etkileyiciliğinden dem vuruyor. L’Hijâz’Car grubuyla coşkulu ve ritimli bir müzik yapan Dargent ‘Tamam’ diyor ‘udla, ilginç armonik şeyler çalmak zor, ama kesinlikle melodik ve bu yüzden çok ilgi çekici’ diyor. ‘Fransızsın ne işin var udla’ diye de çok sorulmuş ve hep şu cevabı veriyor ‘Bir Japon Stravinsky konçertosu çaldığında, ‘İtalyan yapımı bir Stradivarius kemanıyla neden Rus müziği icra ediyorsun’ diye gerçekten soruyor musunuz?’. Frank Moon udun İngiliz Halk Şarkılarına 60’larda gitarist Davey Graham ile çok önemli bir katkı yaptığını ve Graham’ın uddan ilhamla gitar üzerinde farklı teknikler geliştirdiğini söylüyor. Dünyanın geçirdiği dönüşümden bihaber de değiller. Arap Baharı olarak adlandırılan isyan dalgasının ‘Doğu müziği’ne de ilgiyi arttıracağını düşünenlere karşı da gaflette olmamalarını salık veriyorlar. Bu meselenin daha çok ekonomik olduğu, kültürel ilginin çok daha önceden büyüyerek yoğunlaştığını ifade ediyorlar.

         Gerçekten uda yoğun bir ilgi söz konusu mu yoksa bu bizim hüsnü kuruntumuz mu!? Aynı zamanda ud da yapan Fencioğlu son birkaç yıldır Kanada’da talebin çok arttığını söylüyor. Udun altın çağını yaşadığını da düşünenlerden. Birçoğu udu, kaliteli ve zengin müziğin anahtarlarından biri olarak görüyor.

         Peki gitarın ‘Doğu müziği’ndeki yaygınlığına, ‘Batı’ da ud erişebilir mi? Elias Nardi bunun olabileceğine inananlardan. Ancak diğer udiler, gitar için yazılmış konçertoların,suit ve sonatların yazılmış olmasıyla hızlı bir yayılma süreci yaşamış olduğunu ve gitarın zengin armonik yapısı karşısında udun zayıf kaldığını ifade ediyorlar. Udun gitara nazaran zor ve nazlı bir enstrüman olması da cabası. Bu anlamda gitar ve ud aynı kulvarda değerlendirilemiyor. Biri melodide üstün biri armonide..!

         Udun dünya müziğindeki geleceği nasıl? Yoksa bu ilgi geçici bir moda mı? Attab Haddad, udun geleneksel rolünden sıyrılıp bağımsız bir enstrüman olma yolunda ilerlediğini ifade ediyor. Szemraj ‘Doğu’ya ilgi arttıkça, uda da ilginin artacağını düşünenlerden.’Türkiye’den çıkan bir ud, artık dünyayı rahatça gezebiliyorsa ud artık çok güvende’ diyor Işıktaş. Dargent udun geleceğinde özgürlük görüyor. Doğu’nun ve Batı’nın ayrılmadığı bir dünya düşlüyor. Frank Moon, ‘çalması zor da olsa udla İrlanda müziği yapıyorum, çok da güzel oluyor!’ diyor.

         Udun çok sesliliğe müsait olan yapısı, bass tınılı bir enstüman olması nedeniyle her enstrümanın yanına çok yakışması ve eşsiz güzellikteki sesi; hem onu dillendirenler hem de dinleyenler için zengin ve özgür bir dünya sunuyor. Sizce de udla Doğu-Batı bir; Arabı-İtalyanı kardeş; Beyazı - Siyahı bir arada özgür olamaz mı!? Haydi ‘göğe bakalım’…


    Bursa Hakimiyet

    22 Temmuz 2012

    Emirane

    Tags

  7. Sakis Giorgou - Nostalgia (Kontrabando - Cargo 2003)

    I give a short break. See you all in October… / Kısa bir ara veriyorum. Ekim’de görüşmek üzere… / Ik geef een korte pauze. Tot ziens in Oktober…

    Tags

  8. Tarek Abdallah - Taqasim Bayati & Walli Gai (myspace)

    Tags

  9. Farid El Atrache - Ahlifili ( Ya Ritni Tir - 2004)

    Tags

  10. Alla - Improvisation (Le Foundou - 1993)

    Tags

  11. Baligh Hamdi - Khallik Héna (Les Grands Noms De La Musique Du Monde Arabe - 2000)

    Tags

  12. to bakkaliye and gregorumsamsam

    Kyriakos Kalaitzides - Clear Rain,Diafani Vrohi (Exile - 2005)

    Tags

  13. Cie Henri Agnel - Concerto pour Oud et Piano no.23 (& Mario Angelov - Mozart L’égyptien 2002)

    Tags

  14. Udi Nevres Bey - Gerdaniye Taksim (Türk Müziğinin Ustaları - Masters of Turkish Music cd1 - 2004)

    Tags

  15. Salim Al’Nur - Taqasim Bayati,D (Classical Arabic Music - 2000)

    Tags